IPad’in tanıtımlarından sonra artık düşünmeye başladım.Şahsen artık Steve Jobs’un bilgisayar mühendisinden çok tasarımcı çalıştırdığı kanısındayım..

O kadar çok dezavantajı var ama en basitinden Ipad’i e-book kralı yapacaklarını sölediler ama bir e-ink teknolojisi ile karşılaştırınca Ipad sınıfta kalır. Ve e-book kralı olmak için sadece kitap sayfasının çevrilme animasyonu yetmiyor.. :)


Google bu telefonla büyük işler yapacak kanımca:) Tabii şu an için Türkiye’de yok o ayrı mesele. Ayrıntılı bir bakış için buradan

Twitter’daki bir retweet’ta ilginç bir tweet vardı. “HP webcam only tracks white people?”  Yazının altındaki video da uygulamalı olarak gördüm ki (video altta var) beyaz tenli insanı odaklar ve takip ederken siyah tenli bir insanı odaklamıyor ve takip ediyor.Tabii bunu büyütenler de olacaktır. HP yaptığı açıklamada kamerada özel bir algoritma kullandıklarını ve bu algoritma sayesinde insan suratlarını takip edebildiklerini söylüyor ve siyah tenli insanlarda ki kontrast farkının bu olaya neden olduğunu söylemiş.

HP’nin açıklaması:

“Everything we do is focused on ensuring that we provide a high-quality experience for all our customers, who are ethnically diverse and live and work around the world. That’s why when issues surface, we take them seriously and work hard to understand the root causes…

We are working with our partners to learn more. The technology we use is built on standard algorithms that measure the difference in intensity of contrast between the eyes and the upper cheek and nose. We believe that the camera might have difficulty “seeing” contrast in conditions where there is insufficient foreground lighting. While we work on this, take a look here for more information on the impact of lighting on facial tracking software, and how to optimize your webcam experience: http://bit.ly/7HsZHD

Kaynak:  neowin.net

Az önce markette farkına vardım. Yeni lira ve yeni kuruşlar yarından sonra geçerli değil.. Peki ellerinde bulunduranlar ne yapacak? Yılbaşı sonrası geçerli olmayacak yeni lira ve yeni kuruşları en yakın Ziraat Banka’sına ya da Merkez Bankası’na götürüp değiştirebilirsiniz. Yapılan açıklamaya göre banknotları yani kağıt paranın 10 yıl, madeni paranın ise 1 yıl değişim süresi var.

Ara Güler

“Elbette.Ben foto muhabiriyim, fotoğrafçı değilim; kati surette sanatçı da değilim. Ben gördüğümü çekerim. Sanat yapmam. Çok doğal olarak, gördüğümü insanlara iletirim. Bunun adı fotomuhabirliğidir.” diye yanıtlıyor Ara GülerFoto Muhabiri Ara Güler” adlı biyografi kitabının yazarı Nezih Tavlaş‘ı.

Foto Muhabiri Ara Güler

Fotoğrafevi etiketiyle çıkan kitapta Ara Güler’i daha iyi tanıdım. Ayrıca Nezih Tavlaş’ın  Ara Güler’in kendi ağzından da olaylara yer vermesi kitabı diğer pek çok biyografi kitabı gibi sıkıcı değil aksine bir solukda okunacak bir kitap yapıyor.Ama o bir solukta neler saklı..

Hala alıp okumadı iseniz en yakın kitapçıya gidip almanızı tavsiye ederim.

Acaba gerçek mi? Hayır gidip de kapısında kalmak var.Ayrıca isteyen olursa davetiyeyi verebilirim.Ya da bende bir kampanya düzenleyip daha önce görülmemiş bir yorum yapana bu davetiyeyi hediye edeceğim… Hadi bakalım..Yorumları göreyim. :)

Bu arada mekan İstanbul Taksim Ghetto Bar..

Bayağıdır yazmıyorum bloga. Temayıda değiştirdim. Bundan sonra birşeyler karalarım.

Evet,filmi izledim.Daha önce kitabını da okumuş biri olarak daha çok Jules Verne hayranı oldum sayılır..Aslında denemek lazım ne çıkar ki? :)

Şüpheci Melek adlı blogdan aynen:

Aziz Nesin, 1973′te bir vakıf kurdu. 1982′den beri yoksul çocukları, kimsesiz çocukları gücü dahilinde eğiten ve devletten çok daha iyi imkanları hiç bir karşılık beklemeden sunan bir vakıf. Bu vakıf, tinerci çocukların hayatını kurtarmak yerine sokaklara lale diken, milyonlarca Euro’yu asfalt “eksper”lerine veren, altyapı sorunumuz yok diyerek oy toplayan, sonra biraz yağmur yağıp altyapı patlayınca suçu halka, Allah’a atan politikacıların olduğu bir ülkede, güç bela işliyor yıllardır.Kaçak yapıları oy kaygısıyla tapulandırıp onun yerine haftasonu okul yıkan bir hükümetin iş başında olduğu bir ülkede çocuklara bir hayat veriyor.

Aziz Nesin, ahlakın ve şefkatin gök yüzünde yaşayan hayali arkadaşlardan değil, insanın kendisinden geldiğine en iyi kanıttır. Hiç bir ideoloji dayatmadan, sadece daha iyi hayatlara sahip olsunlar diye çocukları çatısı altında toplayan bir adamdır Aziz Nesin. İnsanlığa dair umudumun canlı kalmasının en önemli sebeplerinden birisidir aynı zamanda.

Hafta başından beri süren yağmurlar Nesin Vakfı‘nın binasına çok zarar vermiş arkadaşlar. Altta Ali Nesin’in duyurusunu yayınlıyorum, kendinden dinleyin :

Sevgili dostlar,

Kotumserlige kapilmaca yok.

Hayat bir mucadeledir. Bu sel felaketini de bu mucadelenin bir parcasi
Olarak degerlendirip eski gunlerimize donmek icin canla basla, askla
Sevkle calisacagiz. Eskisinden daha da guzel bir vakif yapacagiz.

Yarin cok daha kotu bir sel felaketi bekleniyormus. Nasil mumkunse!
Elimizden geldigince hazirlaniyoruz.

Kucuk cocuklarimizi anneleriyle birlikte istanbul’daki evlerimize
Yolladik. Vakif’ta sadece eli is tutan gencler kaldi.

Gormeden anlasilmaz ama felaketin boyutlarini anlatmaya calisayim.

Su anda camurdan bir vakfimiz var desem abartmis olmam.

Bodrum kat bastan asagi, giris kati bir bucuk metre kadar su altinda kaldi.

Bahcedeki su dune kadar boyu asiyordu.

Simdi suyu gitti diz boyu balcigi kaldi. Cizmeyi birakmadan ayaginizi
Balciktan kurtarmaniz zor. Selin surukledikleri meyve agaclarinin
Arasina takilmis, agaclari egmis, kocaman bir bariyer olusturmus. O
Yemyesil bahceden geriye eser kalmadi. Coluk cocuk hep birlikte o kadar
Da cok emek vermistik ki…

Hayvanlarimiza yem icin ektigimiz onlarca donum tarla batakliga dondu.

Seralarimiz kimbilir nerelerdeler.

Komsu haradaki onlarca at boguldu. Muhtesem atlardi. Hep birlikte
Kosmaya basladiklarinda zemini zangir zangir titretirlerdi.

Cocuklarimiz, o atlari kucucuk boylariyla citin ustunden uzanarak,
Bahceden kopardiklari tutam tutam cimlerle beslerlerdi. Minicik ellerle
Atlarin koca koca dislerini yanyana gormenin keyfine doyum olmazdi …
Baskalarina para kaynagi olan o atlar bizim nese kaynagimizdi. Gitti
Gider canim atlar.

Tiyatro salonumuz taninmaz halde. Su anda icine bile girilemiyor.

Mutfagimiz kullanilmaz durumda, icine zor giriliyor.

Camasir makinalari, bulasik makinalari, kurutma makinasi, buzdolaplari,
Firinlar, sogutma depolari, kalorifer kazani… Medeniyet namina ne
Varsa yok oldu.

Et stogumuz perisan. Kokusmadan gommek gerekiyor. Ama nereye? Her yer
Balcik.

Su, elektrik, telefon, internet kesik elbet.

“dereboyu”ndaki evime uzun sure ulasamadik. Aziz nesin’in en onemli
Notlari oradaydi. Sel, agac kutugunden karavana kadar, ne bulmussa onune
Katmis tum siddetiyle akiyordu. Neyse ki ev yikilmadi ve notlara bir sey
Olmadi. Mucize diyesim geliyor.

Kullanilmaz hale gelen koltuk, kanape, yatak yorgandan ya da tamamen
Suya gomulen elbise depolarimizdan soz etmiyorum bile.

Bitirmek uzere oldugumuz “sanatci evi” perisan. Yeni bastan yapacagiz.

Kitap depolarindaki on binlerce liralik aziz nesin kitabi mahvoldu.

Aziz nesin’in yillarca biriktirdigi gazete koleksiyonunun buyuk bir
Kismini ciltletmistik. Buyuk olcude parasizliktan ama bir miktar da
İhmalkarliktan ciltletemedigimiz binlerce gazete hamur oldu. 1976′nin
Politika gazetelerini gordum. İcim acidi.

Mezunlar dahil butun buyuk cocuklarimiz vakf’a geldiler. El birligiyle
Vakf’i temizlemeye calisiyorlar.

Felaketin boyutunu anlamak icin gormek, yasamak lazim.

İki tesellimiz var:

1) Hicbirimize bir sey olmadi.

2) Aziz Nesin’in butun arsivi kurtarildi. Cocuklarimizin ilk aklina bu
Notlar gelmis. 3000 dolayinda dosya… İnanilmaz bir surat ve
İmrenilecek bir isbirligiyle cocuklar butun dosyalari su basmadan
Kutuphaneden ikinci kata cikarmislar. Sabahin korunde uykularindan
Firlayip… Cocuklarimizin kimisi haylaz kimisi yaramaz kimisi soz
Dinlemez olabilir, ama hic gormedikleri Aziz Dede’lerinin notlarinin ilk
Kurtarilacak esya oldugunu biliyorlar… Egitim iste boyle bir sey olmali.

Her seye karsin iyimserligimizi elden birakmayacagiz ama. Surekli
İleriye bakmaya and ictik. Mucadeleye devam!

Sevgili dostlar,

Nesin Vakfi’nin ana binasini depreme karsi guclendirmek gerekiyordu. Bu
Sel felaketiyle birlikte binanin zemini daha da zayiflamistir. Binayi
Guclendirmenin maliyeti 350-400 bin lira arasinda. Sel felaketi
Dolayisiyla zararimizin da (insan gucunu saymazsak) 250 bin tl dolayinda
Oldugunu saniyorum. Bizim boyumuzu fersah fersah asan meblaglar bunlar.
En zor zamanlarimizda hep yanimizda olan sizlerden butcenize gore bir
Katki bekliyoruz. İnternetten bagis icin:
Https://secure.cs.bilgi.edu.tr/nesinvakfi/bagis.php. Banka hesap
Numaralarimiz asagida.

Cok tesekkurler.

Sizlere ve gelecege inancimiz sonsuz.

Hepimizden sevgiler, saygilar.

Ali nesin (www.nesinvakfi.org <http://www.nesinvakfi.org/>)

*tl hesaplari:*

İş bankası, parmakkapi subesi sube kodu 1042 hesap no. 0714327

*ziraat* bankasi, catalca subesi, sube kodu *130, *hesap no.* 952 22 32
- 5001*

*vakıf bank,* catalca subesi, sube kodu 237, hesap no. 434 84 59

*posta çeki* no.*164 00 09*

* *

*euro hesaplari*

*ziraat bankası*, catalca subesi, sube kodu *130, hesap no. 952 55 01 –
5003 (iban: *tr 80000 1000 1300 9525501 5003)

*vakıf bank*, catalca subesi, sube kodu *237, hesap no. 400 79 36*

Dolar hesabi:

*ziraat bankası*, catalca subesi, sube kodu *130, hesap no. 952 55 01 –
5001* (*iban: *tr 37000 1000 1300 9525501 5001)

*vakıf bank*, catalca subesi, sube kodu *237, hesap no. 400 79 37*

*chf hesabi*

*ziraat bankasi,* çatalca şubesi, sube kodu *130, hesap no. 952 55 01 –
5002* (*iban: *tr 10000 1000 1300 9525501 5002)

Swift kodlar:
Ziraat bankasi, çatalca subesi swift kodu: tczbtr2a
Vakif bank, çatalca swift kodu: tvbatr2a

Bence arkadaşımızın da yazdığı gibi:

Benim bu ufak blogumun her gün 1500 kadar ziyaretçisi var. Bu 1500 ziyaretçinin 500 tanesi 10′ar lira bağış yapsa 5000 lira, 20şer lira bağış yapsa 10.000 lira para yapar. Çok değil, ama hiç de değil. Aziz Nesin’in dediği gibi “varlıktan değil, yokluktan vererek” bu zor günlerinde elimizi uzatmalıyız. İnternet hesabınız varsa 5 dakika, yoksa en yakın banka şubesinden 15-20 dakikanızı alacak bir şey. 20 lira bizi batırmaz, ama Nesin Vakfındaki çocuklara çok şey ifade eder.

Kaynak: http://suphecimelek.wordpress.com/2009/09/10/nesin-vakfinin-yardimimiza-ihtiyaci-var/

belgeler-logoAli Erkan İMREK ‘in şuradaki yazısında bahsettiği üzere kullanıcıların soru sorma ya da bilgiye ulaşmada güçlük çektikleri ve bu güçlüğü site yöneticilerine de yansıttığı ortada.Yanlış anlaşılmasın kimse mükemmel değil. Fakat belli başlı adımları uygularsak her iki taraf da memnun olur ve daha çabuk işler yürür kanısındayım.

Bence her kullanıcının bağlantısını vereceğim belgeyi en az bir kere okuması sağlıklı ve yararlı olacaktır..

Doğru düzgün soru sormanın yolları

Kaynak: Linux Belgelendirme Çalışma Grubu